Genel
Troia Savaşı’nda Barış Görüşmeleri
Homeros’un destanlarında sadece Troia Savaşı ve kahramanları değil, aynı zamanda insanların içinde yaşadıkları politik-sosyal ilişkier de anlatılmaktadır. Ancak anlatılanlar, zamansanl ve coğrafik olarak farklı biçimlerde değerlendirilmiştir. Kimileri destandaki olayları Miken Dönemi olan M.Ö. 16-12. yüzyıla; kimileri ise Homeros’un yaşadığına inanılan 8-7. yüzyıla yerleştirmişlerdir. Artık günümüzde İlyada’da anlatılanların eski dönemleri olduğu kadar, destanın yazıya geçirildiği döneme ait özellikleri de anlattığı kabul edilmektedir.
Savaş alanındaki savaşcıların biraraya gelerek bir çözüm aradıkları epik olaylar, çok büyük sorunlardır. Akha cephesindeki vebanın orduya verdiği zarar öylesine büyüktür ki, askerler arasında bir kargaşa yaşanır. Bunun üzerine Akha ve İthakalılar biraraya gelerek, bu krizden çıkmak için bir çözüm ararlar. Toplantı sırasında yeniden tartışmalar yaşanır ve toplantı yeni bir kriz ile son bulur. Akhilleus’un savaştan çekilerek takındığı tavır ise, büyük yenilgilere ve arkadaşı Patroklos’un ölümüne neden olur. Akha cephesindeki krizin doruğa çıktığı anda, Akhilleus savaşa dönme kararı alır. İlk toplantıda savaşa katılanlar, ikinci toplantıya ise Akhillues’un geleceğini duyan cephenin gerisindeki gemi kaptanları, kürekciler, aşcılar, hizmetçiler vb. katılırlar: Bu toplantıda halkın büyük bir çoğunluğu katılmasa da, destanın 2. bölümünde gemilere doğru kaçan büyük bir kitle Odysseus tarafından durdurulur. Tartışmalarda, çok sayıdaki liderin bir işe yaramadığı, bir tek hükümdarın çok daha faydalı olacağı dile getirilir. Savaş sırasında Troia cephesinde de olağanüstü bir durum söz konusudur. Bu durumu genç savaşcıların cepheden kaçmak istediği sahneden çok iyi anlayabiliyoruz. Bu sırada Akhaların, Troia cephesine doğru atağa kaltığı haberi gelir. Bunlar olurken Priamos’un sarayında ise genç ve yaşlılar hep birlikte toplantı halindedirler. Bu arada, Troialılardan biri, „sanki barış dönemindeymişiz gibi burda rahat rahat sohbet ediyorsunuz, korkunç bir mücadele bizi bekliyor“ diyerek saraya girer. Bunun üzerine Hektor, aceleyle toplantıyı bitirir ve açılan kent kapılarından halk dışarı akın eder. Bu andan itibaren Troia artık savaşın kentidir. Genç savaşcılar cepheye giderler. Geride yaşlılar, kadınlar ve çocuklar kalır. İthaka kentinde de kriz hüküm sürmektedir. Sorunları aşmak için toplantı üstüne toplantı yapılır. Kraliçe Penolope’nin kendisine talip birisiyle evlenmesi artık kaçınılmazdır. Oğlu Telemakhos ise, kentlileri meydanada (Agora) toplantıya çağırır. Odeysseus’un on yıl uzaklarda kalması sadece evinde değil, aynı zamanda hükümdarlığın her alanında karmaşanın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bütün bu zaman süresinde ne halk toplantılarının ne de danışma kurulunun bir faydası görülmez. Halkı bir araya toplayacak bir lidere ihtiyaç duyulduğu; bunun genç yoksa yaşlı mı birisi olması gerektiği, konusunu tartışılmaktadır. Odyssea destanındaki bu ilk toplantıyı destanın 24. bölümünde bir başkası izler: Geri dönen kral sorunları zor kullanarak çözer. Daha sonra ölen askerlerin yakınları cenaze törenlerinden sonra biraraya gelir ve toplananların yarısı barış kararı alır. Böylece kente düzen ve sakinlik hakim olur. Ancak barış döneminde de kentte tartışmalar olur, ama sorunlar mahkeme kararları ile çözülür. Sorunları çözmek için yapılan bütün toplantılar daha önceden belirlenen meydanlarda gerçekleştirilir. Kentlilerin büyük çoğunluğunun toplandığı bu meydanlara „Agora“ denilmektedir. Agora kentin kalbi, geleceği, geçmişidir. Kentin ve kentlinin kılcal damarlarının uzandığı devinimli bir mekandır. Herşey burada başlar, herşey burada biter.
Dinmik bir mekan olan agora, büyük toplantılara olduğu kadar, az sayıda kişinin katıldığı „danışma kurulu“ toplantılarına da ev sahipliği yapmaktadır. Söz konusu bu toplantılar, önceden planlanmış kurumsal organizasyonlar değildir; kimin, ne zaman, katılacağı da önceden belirlenmez. Destana göre, az sayıdaki kişiden oluşan bu „danışma kurulu“, kriz durumlarında aniden biraraya gelirler. Toplantıya katılacak kişilerin yaşları önemli değildir; ihtiyar Nestor, delikanlı Diomedes, yaş olarak ikisinin ortasında olan Odysseus yeni kararlar almak için biraraya gelirler. Aias ya da Phönix gibi, ordudaki önemli görevleri olan kişiler, çoğu zaman arka planda kalırlar; çünkü bu toplantıda tartışmanın ve söylenecek fikirlerin kalitesi önemlidir, kişilerin kahramanlıkları değil.
Genel anlamda Homeros destanlarındaki, politik, yönetimsel ve sosyal ilişkileri böylece özetlenebilir. Ama burada şunu da vurgulamak gerekir ki, o da, söz konusu bu koşulların Homeros Destanları’nda anlatılan ve Troia Savaşı’nın olduğu kabul edilen dönem için geçerli olup olmadığıdır. Son dönem Homeros araştırmacıları, destandaki gerçek bir öze inanmakla beraber, günlük hayatla ilgili ayrıntıların kimi zaman, ozanın yaşadığı M.Ö. 8. yüzyılı yansıttığını ileri sürmektedirler. Ancak, kesin olan şu ki, antik dönemden beri, politik, yöntemsel ve sosyal ilişkilerde, zamanı ve mekanı kapsayan bazı özelliklerin halen devam etmekte olduğudur.
Yani en zor kazanılan, ama çok kolay kaybedilen en önemli şey Barıştır.