Çanakkale

KOÇ, BU KADAR OLMAZ DEDİRTTİ

Yayınlandı

-

56458486HDP, IŞİD’i protesto etmek ve Kobani’ye destek olmak için ‘sokağa çıkma, alan tutma ve harekete geçme’ çağrısında bulunmuş, PKK yandaşları da yurt genelinde sokakları adeta savaş alanına çevirmişti.

Ülke genelinde tansiyon hala düşmüş değil. Kobani bahanesiyle çıkarılan olaylarının faturası çok ağır oldu. İçişleri Bakanı Efkan Ala resmi rakamlarla olayların bilançosunu açıkladı. Ala, son günlerde meydana gelen şiddet olaylarında, 31 kişinin hayatını kaybettiğini, 2 polisin şehit olduğunu, 221 vatandaşla 139 polisin yaralandığını söyledi.

Olaylarda 212 okul binası, 67 emniyet binası, 25 kaymakamlık binası, 29 parti binası, çocuk yuvaları, Kızılay kan merkezleri, belediye binalarının aralarında olduğu 780 bina, bütün toplam olarak da bin 113 bina yakıldı. Şiddet eylemlerinde özel araçlar, belediye araçları, ambulanslar ve polis araçları da yakıldı ve toplamda bin 177 araç kullanılamaz hale getirildi.

KOÇ, BU KADAR OLMAZ DEDİRTTİ

Hal böyle iken, Eğitim-sen Çanakkale Şube Temsilcisi Telat Koç, 31 kişinin hayatına mal olan Kobani olayları için yaptığı açıklamayla bu kadar olmaz dedirtti.

ŞİDDET UYGULAYAN DEVLETMİŞ!

Koç, olaylardan AK Parti hükümetini sorumlu tutarken, PKK yandaşlarının ülke genelinde çıkardığı olayları “Kobane Direnişi” olarak sundu ve devletin sözde bu direnişe sahip çıkan halka karşı şiddet kullandığını söyledi.

SOKAK EYLEMLERİ DEMOKRATİK TEPKİYMİŞ!

PKK ve yandaşlarının özellikle doğuda mütedeyyin insanlara karşı giriştiği katliamları görmezden gelen Koç, HDP-PKK yandaşlarının çıkardığı olayları ‘demokratik tepki’ olarak tanımladı ve PKK yandaşlarının öldürdüğü masum insanların, İŞİD çeteleri tarafından katledildiğini iddia etti.

31 kişinin katledildiği olaylar sonrası bazı illerde ilan edilen sokağa çıkma yasağını da eleştiren Koç,  devletin demokratik eylemlere karşı sistematik şiddet kullandığını iddia etti.

SESLERİNİ DUYURMAK İSTEYEN YURTTAŞLAR (!)

Diğer yandan Telat Koç’ın ortalığı yakan-yıkan ve masum insanları katleden eylemcileri “sesini duyurmak isteyen yurttaşlar” olarak tanımlaması ise dikkat çekti.

İşte o açıklama:

“AKP Hükümeti’nin bütün dünya tarafından bilinen IŞİD’e desteği ve sempatisi, son birkaç gün içinde ülke çapında yapılan IŞİD protestolarına yönelik devlet şiddeti ile bir kez daha onaylanmıştır. Polis, faşist güçler, Hizbullah ve IŞİD yandaşları, dün Türkiye’nin dört bir yanında Kobane direnişine sahip çıkan halka silahlarla, satırlarla ve gaz bombaları ile saldırarak 14 kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin yaralanmasına neden olmuştur. AKP hükümeti, IŞİD çetelerinin katliamlarına ülke içinde izlediği şiddet politikaları ile destek vermiştir. Türkiye’de 1990’lı yıllardan bu yana ilk kez 4 ilde ve onlarca ilçede sokağa çıkma yasağı ilan edilerek, yeni bir Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamasına gidilmiştir. Gezi’den Lice’ye Lice’den Kobane’ye halka reva görülen yine şiddet, zor ve baskı olmuştur. Demokratik tepkilere yönelik en yetkili ağızlardan çıkan “misliyle karşılık verilecektir” ifadeleri, siyasi iktidarın kendi halkına karşı resmen savaş ilan etmesi anlamına gelmektedir. Hükümetin, emniyet güçlerinin ve destekçileri olan basınının el birliği ile demokratik eylemlere karşı uygulanan sistematik devlet şiddetini gizleme gayretleri ise dikkat çekicidir. Hükümetin Kobane’yle dayanışma eylemlerini kendisi için bir “iç tehdit” olarak görmesi ve sokağa çıkan, sesini duyurmak isteyen yurttaşlara saldırmasının hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Kürt sorununun demokratik ve barışçı yöntemlerle çözümündeki umutlar, Türkiye’nin Kobane politikası ile tamamen bitirilmek istenmektedir. Bunun anlamı Türkiye’nin siyasi iktidar eliyle yeni bir kaos ortamına sürüklenmek istenmesidir. Bu kaostan en çok zarar görecek olanlar Türkiye’deki emekçiler, halklar ve tüm ezilenler olacaktır. Bugün ağır bir saldırı altındaki Kobane’yi savunmak, sadece Ortaçağ karanlığını temsil eden IŞİD barbarlığına karşı olmayı değil; aynı zamanda emperyalist güçlerin savaş ve işgal planlarına karşı halkların kardeşliğini ve demokratik geleceğini savunmak anlamına gelmektedir. IŞİD’in ve siyasi destekçilerinin giderek şiddetlenen saldırıları ve sokak ortasında işlenen cinayetler karşısında sessiz kalmak, yaşananları onaylamak anlamına gelmektedir. IŞİD saldırıları ve katliamları karşısında tüm insanlık yeni bir sınavla karşı karşıyadır. Günlerdir insanlık için, halkların geleceği için direnen Kobane halkı, hepimiz için, tüm insanlık için direnmektedir. Kobane’nin savunulması, aynı zamanda insanlığın en temel değerlerinin, eşitlik, özgürlük, barış ve kardeşliğin savunulması demektir. Eğitim ve bilim emekçileri olarak Kobane’de yaşanan insanlık dramı karşısında sessiz ve tepkisiz kalmamız mümkün değildir. Sadece Kobane’yi değil, insanlığın en temel değerlerini savunduğumuzu göstermek için, bir kez daha savaş politikalarının ağır bedelini ödememek için 8-9 Ekim tarihlerinde iki gün tüm Türkiye çapında iş bırakıyoruz. IŞİD barbarlığına ve emperyalist planlara karşı tüm eğitim ve bilim emekçilerini, halkların kardeşliği için seferberlik ruhuyla dayanışmaya ve mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”

 

1 Yorum

  1. ayşe

    10 Ekim 2014 at 21:49

    talat hocamız yine eylem ve grev var diyerek bayramdan sonra iki gün dersimize gelmedi ama hiçbir hoca veya idarecimiz buna tepki göstermedi galiba. ne olacak böyle. derslerimiz bu yılda mı boş geçecek?

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

ÇOK OKUNANLAR

Exit mobile version